Radyastezi

Günümüzde, fizik ve madde ötesi varlıkların mevcudiyetine delil olan “Radyestezi ” ilmi de telestezi’nin bir boyutunu teşkil etmektedir. “Radyestezi”, isminden de anlaşıldığı gibi,”radyasyon ilmi”, “radyasyonlarla ilgili” anlamlarına gelmektedir. Türkçe anlamı, “ışın duyarlık”, “titreşim duyarlık” tır.

Kâinattaki bütün canlı ve cansız varlıklar, etrafa dalgalar hâlinde enerji yayarlar. Bu dalgalar, enerji yüklü maddelerden titreşirler. Enerjisi olmayan madde dalga yayamaz. Bu enerji dalgalarının bir kısmı elektronik aletlerle ölçülebilir, bir kısmı ise varlığı bilindiği hâlde ölçülememiştir. Mesela; çatal çubuğu hareket ettiren veya durduran sebep, bu farkedilemeyen dalgalar yüzünden olsa gerek. İşte varlıkların titreşerek yaydıkları, henüz ölçülememiş, çeşitli büyüklükteki enerji dalgalarından yararlanma ilmine “Radyestezi” veya “Işınım Duyarlılığı” denir. Başka bir deyişle Radyestezi, henüz fizik ilminin ispatlayamadığı, insanlardan, hayvanlardan, bitkilerden, eşyadan, olaylardan yayılan radyasyonun algılanmasıdır.

Hakikatte kâinatta var olan her şey, canlıdır. Her canlının da kendine mahsus bir titreşim şekli vardır. Cansız zannedilen şeyler, dışarıdan bakıldığında hareketlerini göremediğimiz cisimlerdir.

Radyestezi, insan veya objelerin biomanyetik alanlarının (negatif-pozitif) birbirlerini çekerek doğadaki saf maddelerin bulunmasında kullanılan bir tekniktir. Önceleri sadece su bulma, maden arama ve kayıp nesnelerin yerini belirleme gibi alanlarda kullanılırken, radyestezi günümüzde alternatif tıpta uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Genellikle iki çatallı sarkaç, iki çatallı mıknatıs iki çatallı ağaç dalları ve çelik çubuklarla su bulma, define bulma, maden bulma ve insan fizyolojisinde ağrı noktalarının bulunmasında kullanılır.

Dünyada ve hatta kâinatta mevcut olan her cisim (canlı veya cansız) etrafına bir takım radyasyonlar, yani göze görünmeyen tesirler yayarlar. Bunlar, fizik aletleri ile tespit edebildiğimiz vibrasyonlardan (titreşim) farklıdır. Bilinen en ince vibrasyonlar, kozmik şualardır. Bunların dalga boyları o kadar küçüktür ki, kalın kurşun levhalardan bile rahatlıkla geçebilmektedirler.

Günümüzde çubuk yerine sarkaç (pendulum) daha yaygın olarak kullanılmaktadır, özellikle konu insan bedeni olduğunda. Sarkacın cinsi, ağırlığı, ipin cinsi ve boyu deneyin türüne göre ayarlanmalıdır.Konsantre olduğunda kendisinden çıkan tesirler ile konu olan maddeden çıkan tesirler birbirleriyle karşılaşırlar ki, bu karşılaşma sonucu sarkaçta bir takım hareketler belirir (saatin yelkovanı yönünde veya ters yönde dairesel, soldan sağa salınımsal veya dik açı tarzında hareketler). Sarkaç yalnızca bu karşılaşmanın sonuçlarını görünür halde arttıran bir araçtır. Radyestezist nesnenin veya durumunu sarkacın bu hareketlerini yorumlayarak anlar. Konu olan maddeden çıkan yayınların vibrasyonel frekansı ya da dalga boyu, şiddeti, amplitüdü radyestezi çalışmalarında önemli bir yer tutar. Hasta organların sağlıklı organlara oranla, yayınlarının farklı oldukları saptanmıştır. Hastalıkların teşhisinde ve organlar hakkında bilgi edinmede Radyestezik verilerden yararlanılmasıyla ortaya çıkan tıbbi Radyestezi, günümüzde önemli bir uygulama alanı elde etmiştir.

Radyestezi’nin çalışma sahası, insanların çeşitli ihtiyaçları ve çevredir. Bazı çalışma sahası başlıklarını sıralarsak;

Radyestezişik İnsan Sağlığı

2. Beslenme

3. Hayvan Sağlığı

4. Mineral

5. Maden

6. Tarih (Arkeoloji)

7. Astroloji

8. Kriminoloji

TARİHÇESİ ;

Radyestezi üzerine en ciddî ilmî çalışmalar Rusya’da yapılmıştır. Üstelik bu çalışmalar, madde ötesi varlıkların toptan inkâra uğradığı bir döneme rastlamaktadır. Mesele bu yönüyle de ilgi çekicidir. Bir yandan bu nevi araştırmalar inkâr edilirken, diğer taraftan da kullanma mecburiyeti hâsıl oluyordu. Dolayısıyla Rus ateist bilim adamları, mistik sihir olarak nitelenen bu nevi ilmî araştırmalara bir isim bulmada zorluk çekiyorlardı.

Bu inkârcı yaklaşıma rağmen Rus jeologları, cesaretle meselenin üzerine eğildiler. Nihayet Dr. Bogomolov isminde bir su jeologunun eline aldığı bakır çubuklar, aniden titreşim yaparak, bulunduğu yerde büyük bir yeraltı su deposu olduğunu gösterince herkes dehşete düşüverdi. Zira artık elindeki çubuk ve bedenindeki Radyestezi şuaları ile yeraltındaki derelerin derinliğini ve su damarlarının çapını bile anlayabiliyordu. Dr. Bogomolov, nihayet Radyestezi çubuklarının maharetini kabul etmiş ve bu mistik hâdiseye inanmayı kendine telkin etmeye başlamıştı. Böylece Rusya’da arka arkaya yapılan testler, insanın, toprağın derinliklerindeki maddelere karşı, tuhaf bir duyarlılık istidadının olduğunu göstermiştir. Bu duyarlılık bilim için oldukça hayatîdir. İlim adamları bunun da mutlaka kullanılıp geliştirilmesi gerektiğine inandılar. O kadar ki, aynı akademiye mensup birkaç bilim adamı, bizzat Stalin’in şahsî arazisi üzerinde araştırma yaparak, buldukları neticeyi bilimsel bir dergi olan “The Journal of Electricitiy” (Ocak 1944)’de yayınlamak cesaretini de göstermişlerdir.

Bu hâdise, o gün Rus bilim adamları arasında bir hayli yaygınlaşmıştı. Bunun üzerine 100’den fazla bilim adamı (bir kısmı Kızıl Ordu’dan) geniş çapta Radyestezi alanında araştırma yapmaları için görevlendirildi. Belli bir arazi tayin edildi. Her birinin elinde normal yaş ağaçtan“Y” şeklinde kesilmiş çubuklar bulunuyordu. Bu çubuklar su olan bölgeye gelindiğinde esrarengiz bir şekilde duyarlılık gösteriyorlardı. Sonunda “Bilimsel Komisyon”, Radyestezi çalışmalarına “Evet” diyerek, çubuklara da “Büyücü Değneği” ismini verdiler.

İşin ilgi çekici bir yanı da bu Radyestezi çubuklarının duyarlılığına hiçbir maddî kuvvet mâni olamıyordu. Kauçuk eldiven takıyorlar, değişik maddelerden mamul zırh giyiyorlar, yine de bu çubuklar harıl harıl çalışıyor ve insandaki esrarengiz istidatlarla alâkaya devam ediyorlardı.

Batılı bilim insanları, “Radyestezi”, “Psikokinezi”, “Kirlian Fotoğrafçılığı” vb. çalışmalar sayesinde ruhun varlığını günümüzde kabul etmişlerdir.

Bugün artık Sovyet bilimine Radyestezi iyice yerleşmiş ve geliştirilerek bilimsel olarak da “The Biophysical Effects Method” kısaca “BPE” olarak adlandırılmıştır. Fakat aynı zamanda “Niçin ve nasıl?” sorularını da beraberinde getirmiştir. Su, insan ve basit bir çubuk arasında nasıl bir ilişki söz konusu idi? Elektromagnetizm gibi bilmediğimiz bir enerji ya da insanın henüz keşfedilmemiş bir duyum organı mıydı? Bunu ileride hep beraber göreceğiz.

Sitede yer alan makaleler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye yerine geçmez. Her hangi bir tanıya ihtiyacınız varsa mutlaka doktor veya eczacınızla görüşünüz.
Ormus Satın Al I Manna Satın Al I Bovis Giza Piramidi Satın Al I Orgon Orgonit Piramidi Satın Al I